Küresel Güç Mücadelesinin Dijital Cephesi: Türkçe Yayın Yapan Uluslararası Medya ve Türkiye’nin Yükselişi
Küresel Güç Mücadelesinin Dijital Cephesi: Türkçe Yayın Yapan Uluslararası Medya ve Türkiye’nin Yükselişi
Soğuk Savaş’ın fiziksel sınırları, Berlin Duvarı’nın yıkılışıyla ortadan kalkmış gibi görünse de enformasyon savaşlarının cepheleri sadece kabuk değiştirdi. Dün kısa dalga radyolar üzerinden demir perde arkasına sızan "psikolojik harp" ve "kamu diplomasisi" enstrümanları, bugün algoritmaların, dijital platformların ve akıllı telefon ekranlarının arkasına gizlenmiş durumda. Sosyal medyada sıkça basitleştirilerek mizah konusu yapılan yapıların arka planı, aslında uluslararası ilişkiler ve kitle iletişimi literatürünün en soğuk teorileriyle örülüdür. Bu bağlamda DW Türkçe, BBC News Türkçe ve Independent Türkçe gibi platformların yayın stratejilerini, tarihsel süreklilik ve medya teorileri ışığında analiz etmek, günümüz Türkiye’sinin küresel konumunu anlamak açısından hayati bir zorunluluktur.
Tarihsel Süreklilik: Propagandadan "Yumuşak Güç" Operasyonlarına
Kitle iletişim kuramcısı Harold Lasswell’in daha I. Dünya Savaşı döneminde formüle ettiği "Propaganda Teknikleri", II. Dünya Savaşı ve Soğuk Savaş döneminde kurumsallaşmıştır. ABD’nin fonladığı Radio Free Europe/Radio Liberty ile Radio Free Asia gibi yapılar, hedef ülkelerdeki etnik, kültürel ve siyasi fay hatlarını tetiklemek amacıyla kurgulanmış enformasyon silahlarıydı.
Bugün karşımızda duran DW, BBC ve Independent gibi Türkçe servisler, bu tarihsel akımın dijital çağdaki doğrudan mirasçılarıdır. Medya çalışmalarında "Gündem Belirleme Rolü" (Agenda-Setting) ve "Çerçeveleme Teorisi" (Framing) olarak adlandırılan bilimsel gerçeklik, bu kanalların operasyonel mantığını açıklar. Bu platformlar çoğunlukla tamamen "yalan" haber üretmezler; ancak "Seçici Geçirgenlik" mekanizmasını kullanırlar. Hedef ülkedeki yapısal sorunları, ekonomik dalgalanmaları veya toplumsal kutuplaşmaları sürekli olarak büyüteç altına alırken, ülkenin yapısal başarılarını, stratejik hamlelerini ve küresel kazanımlarını sistematik bir şekilde görmezden gelir ya da "otoriterleşme" veya "istikrarsızlık" çerçevesine oturtarak sunarlar. Amaç, hedef ülke kamuoyunda bir "öğrenilmiş çaresizlik" ve kendi devletine karşı "güvensizlik" illüzyonu yaratmaktır.
Üç Farklı Ekran, Tek Bir Perspektif
Bu üç mecranın editoryal çizgisi incelendiğinde, yerel muhalefetin söylemleriyle olan organik paralellik dikkat çekicidir. Bu durum bir tesadüf değil, pazarlama ve algı yönetiminin rasyonel bir sonucudur:
- BBC News Türkçe: İngiliz devlet geleneğinin "mesafeli ve rasyonel" duruşunu taklit ederek, Türkiye’nin bölgesel politikalarını (örneğin Suriye, Doğu Akdeniz veya Kafkaslar politikasını) uluslararası hukuku zorlayan veya istikrarsızlık üreten hamleler olarak çerçeveleme eğilimindedir.
- DW Türkçe: Almanya’nın Türkiye ile olan yoğun göçmen bağı ve jeopolitik rekabeti doğrultusunda, daha agresif bir yayın çizgisine sahiptir. İç politikadaki kırılma hatlarını, insan hakları ve demokratik gerileme argümanları üzerinden sürekli canlı tutarak, Türkiye’nin Batı ittifakından kopuşunu tescillemeye çalışan bir dil inşa eder.
- Independent Türkçe: Körfez sermayesi ile İngiliz lisansının evliliğinden doğan bu yapı, daha entelektüel ve derinlikli dosya haber maskesi altında, Türkiye'nin bölgesel vizyonunu ve yumuşak gücünü törpüleyecek alternatif anlatılar üretmeye odaklanır.
Her üç kurum da Türkiye'deki ana akım medyanın dönüşümüyle oluşan okuyucu boşluğunu fark ederek, kendilerini "tek alternatif objektif mecra" olarak konumlandırır. Ancak fonlandıkları ülkelerin dış politika vizyonları ile Türkiye’nin çıkarları çatıştığında, editoryal bağımsızlık maskesi düşer ve devletlerinin resmi tezlerinin dijital birer sözcüsüne dönüşürler.
Yeni Türkiye Ekseni: Savunma Sanayii ve Yükselen Yıldızın Hedef Olması
Bu enformasyon bombardımanının son dönemde neden daha organize, daha agresif ve daha belirgin hale geldiğinin cevabı ise Türkiye’nin makro-stratejik dönüşümünde saklıdır.
Türkiye; özellikle savunma sanayiinde gerçekleştirdiği yerlilik devrimi (İHA/SİHA teknolojileri, TCG Anadolu, KAAN, hava savunma sistemleri vb.), terörle mücadelede sınır ötesinde kurduğu yeni güvenlik mimarisi ve çok kutuplu dünyada geliştirdiği otonom dış politika hatları ile artık sadece bir "kanat ülkesi" veya "uydurulan" bir aktör değildir. Kendi oyun planını kuran, oyun kurucu bir bölgesel güçtür.
Türkiye’nin askeri, teknolojik ve jeopolitik olarak bu denli hızlı güçlenmesi ve Batı’ya olan bağımlılığını asgariye indirmesi, küresel statükoyu derinden rahatsız etmektedir. Tam da bu yüzden, Türkiye sahada askeri ve teknolojik olarak durdurulamadıkça, enformasyon cephesindeki saldırıların dozu artmaktadır. Savunma sanayii başarılarının küçümsenmesi, yerli projelerin akamete uğrayacağına dair yaratılmak istenen şüphe iklimi ve Türkiye’nin küresel başarılarının birer "propaganda" malzemesinden ibaret olduğu algısı, bu Türkçe yayın yapan kanalların ana anlatısı haline getirilmiştir.
Sonuç olarak; karşımızdaki medya düzeni bir "kıskançlık" hissiyatıyla değil, güçlenen, kendi eksenini kuran ve Batı merkezli küresel hiyerarşiye meydan okuyan yeni Türkiye’yi enformasyon alanında dizginleme ve psikolojik olarak geriletme stratejisiyle hareket etmektedir. Sahadaki yükseliş devam ettikçe, dijital cephedeki bu nitelikli manipülasyon süreçleri de daha görünür ve daha keskin olmaya devam edecektir.
Küresel Algı Kuşatmasına Karşı Direniş Hattı: Devlet, Vatandaş ve Yeni Medya Okuryazarlığı
Uluslararası medya ağlarının ve dijital platformların Türkiye’nin stratejik yükselişini hedef alan nitelikli enformasyon operasyonlarını sadece tespit etmek yetmez; bu kuşatmayı yaracak toplumsal ve kamusal bir savunma doktrini inşa etmek zorunludur. Dijital çağın en temel kuralı, bugün bir aksiyom olarak karşımızda durmaktadır: "Eğer bir hizmete ücret ödemiyorsanız, satılan mal sizsiniz demektir." Bizler ücretsiz haber sitelerini kaydırırken, sosyal medya uygulamalarında vakit geçirirken sadece verilerimizi değil; algılarımızı, zihinsel bağımsızlığımızı ve nihayetinde milli kimliğimizi de küresel pazarın insafına teslim ediyoruz.
Kendi teknolojisini, kendi yerli dijital ekosistemini ve kendi kültürel anlatısını üretemeyen toplumlar, başkalarının kurduğu dijital arenalarda sadece birer "tüketici" ve "nesne" olarak kalmaya mahkumdur. Bu bağımlılığın bedeli ise ekonomik kayıpların çok ötesinde; yerelliğin, kültürel kodların ve milli değerlerin yavaş yavaş yitirilmesiyle ödenir. Peki, sahadaki askeri ve teknolojik başarılarımızı, zihin dünyamızda da korumak ve tahkim etmek için devlet ve vatandaş olarak ne yapmalıyız?
Devletin Stratejik Sorumluluğu: Siber Vatan ve Dijital Egemenlik
Devlet, sınırlarını koruduğu gibi "Siber Vatanı" ve vatandaşlarının zihin dünyasını da hibrit tehditlere karşı korumakla mükelleftir. Bu doğrultuda atılması gereken kamusal adımlar şunlardır:
- Fon Şeffaflığı ve Hukuki Denetim: Türkiye'de faaliyet gösteren, Türkçe yayın yapan ancak dışarıdan fonlanan tüm medya organlarının mali kaynakları tam bir şeffaflıkla denetlenmelidir. Vatandaş, okuduğu haberin arkasında hangi devletin bütçesi veya hangi küresel vakfın hibesi olduğunu açıkça görebilmelidir.
- Eğitimde Paradigma Depremi (Sosyal Medya Okuryazarlığı): Milli Eğitim müfredatındaki geleneksel "Medya Okuryazarlığı" dersi, günümüzün algoritma dünyasını kapsayacak şekilde radikal bir biçimde güncellenmelidir. Çocuklarımıza ve gençlerimize sadece gazete/televizyon analiz etmeyi değil; sosyal medya algoritmalarının nasıl çalıştığını, dezenformasyon tekniklerini, "deepfake" teknolojilerini ve önlerine düşen bir videonun arkasındaki psikolojik harp dinamiklerini saptayabilen birer "Dijital İstihbarat Analisti" vizyonu aşılanmalıdır.
- Yerli ve Alternatif Platformların Teşviki: Küresel tekellerin (Meta, X, Google) algoritmik ambargolarına karşı, yerli yazılım, arama motoru, sosyal ağ ve yapay zeka ekosistemleri devlet eliyle ve özel sektör iş birliğiyle stratejik olarak desteklenmelidir.
Vatandaşın Sorumluluğu: "Zihinsel Bağışıklık" ve Dijital Diyet
Enformasyon savaşında en ön cephe, bireyin bilincidir. Birer dijital tüketici olarak vatandaşların geliştirmesi gereken refleksler şunlardır:
- Teyit Kültürü ve Şüphe Kasını Geliştirmek: Önümüze düşen, özellikle öfke, umutsuzluk veya nefret duygularını tetikleyen haberlere karşı ilk refleksimiz "paylaşmak" değil, "durup düşünmek" olmalıdır. Doğrulama (teyit) platformlarını etkin kullanmak, bir haberi farklı ve yerli kaynaklardan kontrol etmek bir vatandaşlık görevidir.
- Algoritma Esaretinden Kurtulmak: Küresel platformların bizi kendi yankı odalarımıza hapsetmesine izin vermemek, dijital diyet uygulamak ve tek taraflı enformasyon bombardımanına karşı zihinsel bağışıklığı korumak hayati önem taşır.
Küreselleşen Köyün Kültürel Erozyonu: Dizilerden Netflix Dayatmalarına
Kendini geliştirmeyen toplumların, geliştirenlerin şartlarına uyarak kültürünü kaybetmesi riski, kendisini en çok eğlence ve kitle kültür endüstrisinde göstermektedir. Hatırlanacağı üzere, geçmiş yıllarda Batı menşeili sinema ve dizi sektörü, kültürel emperyalizmin bir kolu olarak bazı ülkelere yapımlarını bedava ya da çok ucuz maliyetlerle verir, böylece yaşam tarzı ihracı yapardı. Günümüzde ise bu durum Netflix, Disney+ gibi küresel dijital yayın platformları eliyle küresel bir tekele ve sistematik bir dayatmaya dönüşmüştür.
Eski dönemlerin (80'li, 90'lı yılların) ABD menşeili yapımlarında; ne kadar propaganda barındırırlarsa barındırsınlar aile, sadakat, toplumsal bağlar ve geleneksel insani değerler bir şekilde korunur ve yüceltilirdi. Ancak bugünün küresel dijital platform yapımlarında apayrı bir ajanda yürütülmektedir. Kendi orijinal yapımlarında adeta birer zorunlu kota gibi eşcinsellik ve cinsiyetsizlik ideolojisi dayatılmakta; uyuşturucu, ot ve alkol kullanımı "cool" (havalı) sembollerle estetikleştirilerek güzellenmektedir.
"Küresel Köy" illüzyonu altında, insanlığın binlerce yıllık ortak ahlaki, kültürel ve toplumsal değerleri altüst edilmeye, yerine ise köksüz, kimliksiz, değerlerden arındırılmış ve tamamen tüketime odaklı homojen bir kitle yaratılmaya çalışılmaktadır. Bu durum, sadece Türkiye'nin değil, tüm insanlığın karşı karşıya olduğu en büyük kültürel tehditlerden biridir. Sahada savunma sanayii ile kurulan güçlü kalkan, eğer kültürel ve zihinsel alanda yerli ve milli bir tahkimatla desteklenmezse, geleceğimiz küresel ekranların arkasından esir alınacaktır.
Bu kültürel erozyonun, küresel dijital platformların değer haritasının ve geçmişten bugüne yaşanan bu büyük kırılmanın sosyolojik boyutu, şüphesiz ki bir sonraki yazımızda çok daha derin ve geniş bir dosya olarak ele alınmayı hak etmektedir.
Tüm yazıları
-
25 Ekim 2026 Pazar
Küresel Güç Mücadelesinin Dijital Cephesi: Türkçe Yayın Yapan Uluslararası Medya ve Türkiye’nin Yükselişi
-
28 Temmuz 2026 Salı
Şehir Merkezinde Tepinmeyi Bırakın Artık
-
5 Mayıs 2026 Salı
Eskişehir Büyükşehir’de Yönetim Krizi: Miras mı, İrade Eksikliği mi?
-
15 Nisan 2026 Çarşamba
Ünlüce Yine Dersine Çalışmamış: Mecliste Yanlış Soru
-
12 Nisan 2026 Pazar
Eskişehir’de Yine ESKİ Skandalı Gündemi Sarstı..
-
18 Mart 2026 Çarşamba
24 Saatte Kapatılan Çukur: Telafi mi, Delil Karartma mı?
-
15 Mart 2026 Pazar
Belleksiz Bir Şehir: Eskişehir Kimin Hikâyesi?
-
10 Mart 2026 Salı
Kuralları Savunmak mı, Kuralsızlığı Mazeretle Örtmek mi?
-
26 Şubat 2026 Perşembe
111 Konutla Övünmek mi, 15 Bin Konutu Görmezden Gelmek mi?
-
22 Şubat 2026 Pazar
Çevre Yolunu Evirip Çevirip Konuşmaya Devam
-
1 Aralık 2025 Pazartesi
Halka Rağmen Dönüşüm Olmaz, Hele Ki Rant Hesapları İle Hiç Olmaz
-
14 Ekim 2025 Salı
Eskişehir’i Babalarının Çiftliği Gibi Kullananlar, Bugün Çıkmış ‘Çiftliğe Çeviremezsiniz’ Diyor!
-
4 Ekim 2025 Cumartesi
Bu Kafayla Hiçbir İşi Yapmaya Gerek Yok
-
5 Eylül 2025 Cuma
Mezbahasız Büyükşehir Olmaz!
-
1 Eylül 2025 Pazartesi
Emlak Vergisi Oyunu: Belediyeler Vatandaşı Soyarken Bakanlığa Suç Atıyor!
-
8 Ağustos 2025 Cuma
Adalet de “Eşkıya Yılanoğlu”na Kaldı — Sahte Diploma Sahnesinde Tersyüz Olmuş Semboller
-
31 Temmuz 2025 Perşembe
YEŞİL DALGA GELDİ, PEKİ YA ESKİ ZİHNİYET NE OLACAK?
-
25 Temmuz 2025 Cuma
Bisiklet Yolları ve Kent Planlaması: Bir Dönüş Probleminin Düşündürdükleri
-
27 Haziran 2025 Cuma
Pirince Giderken Eldeki Bulgurdan Olduk: Eskişehir Stadyum Tartışması ve Kaybedilen Milyonlar
-
22 Mayıs 2025 Perşembe
Nostaljik vagon, harika manzara ve enfes lezzetler kaynağı Ramazan usta!
-
5 Mayıs 2025 Pazartesi
Yunus Emre’nin Adına Yakışmayan Tartışma
-
28 Nisan 2025 Pazartesi
"İsim mi, Gelir mi? Eskişehirspor’un Stadyum Tartışması"
-
24 Mart 2025 Pazartesi
Hukuk Tanımaz Tavırlar ve Sokakları Karıştırma Çabası
-
26 Nisan 2024 Cuma
Köylünün Silosunu otel yapanlar kamusal çıkardan bahsediyor
-
27 Mart 2024 Çarşamba
Son düzlükte değişim ile statükocular başa baş gidiyor
-
18 Mart 2024 Pazartesi
Belediyenin sadece kentsel dönüşüm değil, yol konusunda da karnesi kırık
-
13 Mart 2024 Çarşamba
Anketler o kadar mı kötü? Artık neden medet umacaklarını şaşırdılar
-
13 Şubat 2024 Salı
Neden Ünlüce olmamalı?
-
5 Şubat 2024 Pazartesi
TOKİ’ye köstek olanlar TOKİ mağdurlarına destek oluyorlar
-
12 Ocak 2024 Cuma
Büyükerşen, 25 yılda 26 sözü tamamlayamadan başkanlığı bırakıyor
-
25 Aralık 2023 Pazartesi
Madem efsanesin, bağımsız aday ol da namın yürüsün bari!..
-
17 Aralık 2023 Pazar
Ne yapacaktı Büyükerşen’e, herkesin içinde git mi diyecekti?
-
1 Kasım 2023 Çarşamba
Algı operasyonları anketlerle yeniden başladı
-
24 Ekim 2023 Salı
185 bin nüfuslu Linz’in tramvaylarıyla buraya kadar
-
2 Eylül 2023 Cumartesi
Erşen değil, Engelşen (miş)
-
22 Ağustos 2023 Salı
Büyükerşen’in en zor seçimi olsa gerek!
-
18 Ağustos 2023 Cuma
Çavuşoğlu Ak Parti’nin Büyükşehir Adayı mı?
-
13 Ağustos 2023 Pazar
Adam gibi davransaydınız da size oy verseydik!..
-
8 Ağustos 2023 Salı
Yerel seçimlere doğru Eskişehir’in hali..
-
29 Mayıs 2023 Pazartesi
Asrın seçiminde kazanan Türkiye Yüzyılı oldu
-
31 Mart 2023 Cuma
Ankara’nın Melih’i Var da Eskişehir’in Neden Olmasın
-
26 Ocak 2023 Perşembe
Yine aklımızla da hafızamızla da alay mı ediyorsunuz?
-
8 Eylül 2022 Perşembe
Açıklıyorum! Ben de Başkanlığa Adayım 26 Söz Veriyorum!...
-
4 Ağustos 2022 Perşembe
Kendileri Kaçak Yapmaya Alışkın Olunca HER İNŞAATI KAÇAK SANIYORLAR
-
15 Temmuz 2022 Cuma
15 Temmuz’da Postallardan Medet Umanlara Karşı Meydandaydık
-
22 Haziran 2022 Çarşamba
Eskişehir Basının Festival Sarmalı
-
31 Mayıs 2022 Salı
Yoga Bahane, Algı Şahane
-
20 Mayıs 2022 Cuma
Yerel Medyanın Anketle İmtihanı!
-
16 Nisan 2022 Cumartesi
Türktelekom’lu olmayan pişman, olan bin pişman!
-
12 Kasım 2021 Cuma
Bu da Nereden Çıktı! Kanalizasyon Katılım Payı İSTEDİLER
-
26 Eylül 2021 Pazar
Hamamyolu Sizin Dipsiz Kuyunuz mu?
-
29 Ağustos 2021 Pazar
Karşı Olduğumuz Şey Tramvay değil, DRAMVAY
-
17 Ağustos 2021 Salı
Kimliğinden Koparılmış Kentle TURİZM BURAYA KADAR!
-
4 Ağustos 2021 Çarşamba
Emre Kınay’ın Sözleri ve YEREL YÖNETİM GERÇEĞİ
-
22 Haziran 2021 Salı
Bizim de İhtiyacımız Olan Böyle Projeler!
-
27 Nisan 2021 Salı
Reis Öder!
-
19 Nisan 2021 Pazartesi
Kaskı Kafasına Takmayanın Maskesini Doğru Takmasını BEKLEME
-
17 Mart 2021 Çarşamba
Gaziray ve Hatırlattığı Geçmiş: 8 Milyonluk FARK
-
5 Mart 2021 Cuma
“Yaptım ama Sor Bir Niye Yaptım”
-
7 Şubat 2021 Pazar
Doktor Bu Ne? Şebeke Suyu Çay ve Yemek Yapmaya Müsait Değil mi?
-
14 Ocak 2021 Perşembe
Peki Şimdi Tepebaşı Bölgesindeki Tüm Tarlalarda PREFABRİKLER Yükselirse!
-
22 Aralık 2020 Salı
Yol Muamması: Çevreyolu İhtiyaç mı Yoksa Sadece Hedef Şaşırtmaca mı?
-
9 Nisan 2020 Perşembe
Kart Akıllı Ama Uygulama İLKEL: Neden İnternetten Yükleme Yapılamıyor
-
2 Nisan 2020 Perşembe
Boş Binalar Ne Olacak ONU DÜŞÜNDÜNÜZ MÜ?
-
6 Mart 2020 Cuma
Tülomsaş mı? 10 Santimetre Ne Kadar Önemliymiş Bir Kez Daha Düşünün..
-
4 Ekim 2019 Cuma
Canımızı Acıttın BÜYÜKŞEHİR
-
7 Mayıs 2019 Salı
Yerel İsrafa DUR DEMEYECEK MİSİNİZ?
-
17 Şubat 2019 Pazar
Asfalt Parası Yasal Zorunluluksa, KANUNLARI MI ÇİĞNİYORSUNUZ?
-
7 Ekim 2018 Pazar
Devlet Vatandaşına Tuzak Kurmaz!
-
1 Ağustos 2018 Çarşamba
Ağustos Böceği ve Sigortası Atan Karınca MASALI
-
15 Aralık 2017 Cuma
Bu Sorunun YANITI VAR MI? Asfalt Parası Alınmasın da Diyen Aynı Kişilerdi
-
30 Ağustos 2017 Çarşamba
Bayramsa Bayramınız Mübarek Olsun (!)
-
22 Ağustos 2017 Salı
Böyle Projeler Belediye Başkanlarında YOK
-
11 Ekim 2016 Salı
Masanın Adı Beyaz da, Mavi de, Halk Da Olsa İCRAAT AYNI
-
30 Temmuz 2016 Cumartesi
Pimaşla GİDER, Ancak Bir Yere Kadar GİDER
-
21 Nisan 2016 Perşembe
Eskişehir’li Fikrinin Sorulmasına Alışkın Değil ki!..
-
26 Ocak 2016 Salı
ETO: E(tine) T(üyüne) O(rtak mı)
-
13 Ocak 2016 Çarşamba
Toplu Ulaşımdan Kaçan TRAFİKLE BOĞUŞUYOR
-
14 Ekim 2015 Çarşamba
3. Üniversite Basiretsizliği: Herşey Kabak Hayaline Takıldı
-
1 Temmuz 2015 Çarşamba
Sosyalmedyafobik Belediye Odunpazarı
-
16 Nisan 2015 Perşembe
KİMLİĞİNDEN KOPARILMIŞ ŞEHİR
-
7 Şubat 2015 Cumartesi
Gelişmişlik Neden Rakamlara Yansımıyor
-
3 Ocak 2015 Cumartesi
İnanmazsanız Başaramazsınız!
-
14 Kasım 2014 Cuma
Yama Kültürü Sınırlarımızı Aştı
-
14 Eylül 2014 Pazar
Eskiye Rağbet Olsa, Bayata Nur Yağardı!
-
4 Eylül 2014 Perşembe
Katılma Payı Muamması!
-
1 Ağustos 2014 Cuma
Belediyecilikte de Tekelleşme Olur mu?
-
11 Ocak 2014 Cumartesi
Bu işler böyle biter mi?
-
2 Ocak 2014 Perşembe
Komik şehir “Eskişehir”
-
19 Kasım 2013 Salı
Çevre Yolu Komedyası!..
-
14 Kasım 2013 Perşembe
Şehir Trafiği SOS veriyor, Suçlusu Aranıyor
-
28 Ekim 2013 Pazartesi
Selçuklu Vurgusu Yanlış mış?
-
14 Ekim 2013 Pazartesi
Bankaların telefon oyununa dikkat!
-
2 Ekim 2013 Çarşamba
Bu nasıl iş böyle!
-
18 Eylül 2013 Çarşamba
“Ben yaptım oldu” Mantığına İsyan
-
1 Ağustos 2013 Perşembe
Ayhan Kavas’ın “Müjde” Rahatsızlığı
-
15 Mayıs 2013 Çarşamba
#konuşuptaRiskeGirmeyin
-
7 Nisan 2013 Pazar
Avrupa Masalı Buraya Kadar mıydı?
-
30 Mayıs 2012 Çarşamba
Eskişehirliye Eskişehir Haram mı?
-
7 Aralık 2011 Çarşamba
Eski Sistem Kaka; Yeni Sistem Harika
-
12 Ağustos 2011 Cuma
Eski’den yine garip açıklamalar
-
25 Temmuz 2011 Pazartesi
Çevre Yolu Hız Muamması
-
14 Haziran 2011 Salı
Kazanan Belli de, Kaybeden Kim?
-
17 Mayıs 2011 Salı
Tivibu Aboneliğine Evet Demeden Önce Düşünün
-
6 Kasım 2010 Cumartesi
Bir varmış, bir yokmuş
-
17 Temmuz 2010 Cumartesi
Yazımız Ses Getirdi!
-
3 Temmuz 2010 Cumartesi
Geri Dönüşüm Kutuları Mikrop Saçıyor
-
12 Şubat 2010 Cuma
Hangisi Karınca?
-
30 Ağustos 2009 Pazar
Güçlü Türkiye Önce Olmasın!
-
20 Ağustos 2009 Perşembe
Sus Payı mı?
-
2 Haziran 2009 Salı
YİTİRİLMİŞ(!) HAYATLAR
-
30 Mart 2009 Pazartesi
Seçimlerin Ardından...
-
24 Mart 2009 Salı
Burası Senin Yerin!..
-
10 Mart 2009 Salı
The Other
-
15 Ocak 2009 Perşembe
Asfaltlara da Avrupa Standardı!
-
25 Aralık 2008 Perşembe
Eskişehir Sizsiniz!..
-
12 Kasım 2008 Çarşamba
Vatmanlar Biraz Dikkat!
-
11 Eylül 2008 Perşembe
İsimleri Tartışıyoruz
-
5 Eylül 2008 Cuma
Neyi Paylaşamıyorsunuz ki?
-
24 Ağustos 2008 Pazar
Süperlig’de İlk Maçın Ardından
-
20 Ağustos 2008 Çarşamba
Süperlige Doğru ESES’te Neler Oluyor?
-
9 Temmuz 2008 Çarşamba
Halkın ekmeği ile oynamayın artık
-
27 Mayıs 2008 Salı
Mucizeler Ülkesi
-
22 Nisan 2008 Salı
Market Alışverişlerinde Dikkat!
-
4 Mart 2008 Salı
Tesadüf mü?
-
15 Şubat 2008 Cuma
Özgürlük Kavgası
-
4 Şubat 2008 Pazartesi
Herkes Mutsuz!
-
22 Ocak 2008 Salı
Bizim için önemlisiniz, sigara içmemelisiniz!
-
19 Ocak 2008 Cumartesi
İki yüzlülük mü?
-
17 Ocak 2008 Perşembe
Ne sıkıntılar çektik?
-
10 Ocak 2008 Perşembe
Fikir ve Emek Hırsızlığı
-
2 Ocak 2008 Çarşamba
KDV İndirimi ve Uygulamalar
-
16 Aralık 2007 Pazar
Mithat Körler Ve Biz Eskişehirliyiz
-
22 Ekim 2007 Pazartesi
Hakemler Bize Karşı mı?
-
19 Ağustos 2007 Pazar
Kalemşörler
-
2 Ağustos 2007 Perşembe
Şehrin ruhu!
-
24 Temmuz 2007 Salı
Kurallara Uymazsan Buna Benzersin
-
23 Temmuz 2007 Pazartesi
Demokrasi kazandı
-
20 Temmuz 2007 Cuma
Ticaret Odası Kimi Kandırıyor?
-
13 Temmuz 2007 Cuma
Dokunulmazlar!
-
9 Temmuz 2007 Pazartesi
Bağımsız Adaylık!
-
6 Temmuz 2007 Cuma
Allah’tan İstanbulu Yönetmiyorsunuz!
-
5 Temmuz 2007 Perşembe
Bu ne perhiz!
-
1 Temmuz 2007 Pazar
Değişim başladı
-
5 Haziran 2007 Salı
Eskişehir’e Eskişehirli Olmayan Adaylar

