Şoray Uzun’dan Atlas Çağlayan cinayeti sonrası sert tepki: Yazıklar olsun
İstanbul Güngören’de 17 yaşındaki Atlas Çağlayan’ın bıçaklı bir saldırı sonucu hayatını kaybetmesi tüm Türkiye’yi ayağa kaldırdı. Olayın ardından ünlü oyuncu ve sunucu Şoray Uzun, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla "suçun normalleşmesine" ve "mafya güzellemesi yapan dizi kültürüne" adeta ateş püskürdü.
"Mafya dizileriyle büyüyenlerden ne bekliyordunuz?"
Şoray Uzun, yıllardır sadece reyting ve para uğruna ekranlarda mafya kültürünün ve şiddetin yüceltildiğini vurgulayarak şu ifadeleri kullandı:
-
Ekran Eleştirisi: "Bunca yıldır mafya güzellemesi yapan dizileri izleyen, ailesinin sokağa attığı tiplerin nasıl davranmasını beklerdiniz ki?"
-
Cezasızlık Algısı: Uzun, suç işleyenlerin "içeride krallar gibi bakılacağını ve kısa sürede çıkacağını" bilerek hareket ettiğini savunarak, adalet sistemindeki "cezasızlık" algısına tepki gösterdi.
-
Sosyal Çöküş: Ünlü isim, gelişimini tamamlamamış bireylerin bu şiddet sarmalında birer suç makinesine dönüşmesinin kaçınılmaz olduğunu belirterek sözlerini "Yazıklar olsun!" diyerek noktaladı.
Bir Nesil Ekranlarda mı Kayboluyor? Atlas Çağlayan Cinayeti ve Şiddet Sarmalı
İstanbul Güngören’de 17 yaşındaki Atlas Çağlayan’ın hayattan koparılması, Türkiye’de "şiddet kültürü" tartışmalarını yeniden alevlendirdi. Ünlü oyuncu Şoray Uzun’un "Mafya güzellemesi yapan diziler" çıkışı, Eskişehir gibi eğitimli ve genç nüfusun yoğun olduğu bir kentte "Dijital ve kültürel bir güvenlik sorunu mu yaşıyoruz?" sorusunu gündeme taşıdı.
Ekrandaki 'Kabadayı' Sokaktaki 'Katil' mi?
Şoray Uzun, paylaştığı "Yazıklar olsun" mesajıyla aslında toplumsal bir röntgen çekti. Uzun'a göre, sadece reyting ve para uğruna yıllardır servis edilen mafya dizileri, suçu "matah bir şey" gibi pazarlıyor. Bu durumun sonuçları Eskişehir yerelinde de hissediliyor:
-
Model Kayması: Gençlerin bilim insanı veya sanatçı yerine, belinde silahı olan dizi karakterlerini idol alması.
-
Cezasızlık Algısı: Suç işleyenlerin "İçeride krallar gibi bakılırım, erkenden çıkarım" inancı.
Eskişehir Raporu: Maneviyat ve Eğitim Baraj Kurabiliyor mu?
Bültenimizde geçtiğimiz günlerde yer verdiğimiz İl Müftülüğü 2025 Faaliyet Raporu, aslında bu şiddet sarmalına karşı bir kale inşa etmeye çalışıyor:
-
573 Bin Kişiye Seminer: Bağımlılıkla mücadele sadece maddeyle değil, "şiddet bağımlılığıyla" da sürüyor.
-
Milli Eğitim Akademisi: Bakan Yusuf Tekin’in müjdelediği akademilerde, öğretmenlerin artık sadece ders değil, bu popüler kültür saldırısına karşı "medya okuryazarlığı" eğitimi de vermesi bekleniyor.
Uzman Görüşü: "Eskişehir Gençliği Popüler Kültürün Pençesinde"
Eskişehirli sosyologlar, kentin parklarında ve kafelerinde görülen "delikanlılık" imajının dijital mecralardan beslendiğini savunuyor. Şoray Uzun’un eleştirdiği "ailesinin sokağa attığı tipler" sadece metropollerde değil, maalesef Eskişehir’in ara sokaklarında da kendilerine yer buluyor.
Çözüm Nerede?
Haber dosyamızın sonuç bölümünde üç ana başlık öne çıkıyor:
-
Denetim: RTÜK ve medya kuruluşlarının "şiddeti estetize eden" yapımlara karşı daha katı bir tutum sergilemesi.
-
Eğitim: Ailelerin çocuklarını ekran başındaki "sanal mafyalardan" koruyacak bilince ulaştırılması.
-
Yerel Yönetim: Eskişehir Büyükşehir Belediyesi’nin "2026 Eskişehir Yılı" kapsamında gençleri sanata ve spora yönlendirecek "gerçek" cazibe merkezleri oluşturması.
Gönderen: haber
Magazin

