YÖK’ten İstihdam Hamlesi: Uygulamalı eğitimde yeni dönem başlıyor
Yükseköğretimde "Sanayi" Devrimi: 120 Bin Öğrenciye İş Kapısı!
Yükseköğretim Kurulu (YÖK), üniversite mezunlarının iş gücü piyasasına hızlı geçişini sağlayacak köklü bir dönüşümün startını verdi. YÖK Başkanı Erol Özvar’ın başkanlığında gerçekleştirilen "Yükseköğretimde Mesleki Eğitimin Yaygınlaştırılması" toplantısında, 7 pilot ildeki 85 üniversitenin rektörü bir araya gelerek yeni yol haritasını belirledi. Uzun dönemli ve sektör odaklı bu yeni modelle; ön lisans ve lisans öğrencilerinin eğitim sürelerinin bir ya da iki dönemini doğrudan iş yerlerinde, üretim süreçlerinin içinde geçirmesi hedefleniyor.
Başkan Özvar, yükseköğretim sistemini artık "nicelik" değil "nitelik ve istihdam" merkezli bir yapıya taşıdıklarını vurgulayarak; sektörün beklentilerini karşılamayan programların kararlılıkla kapatılacağını veya dönüştürüleceğini ifade etti. Konya, Gaziantep, İstanbul, Bursa, Kocaeli, İzmir ve Ankara’da başlatılacak pilot uygulama ile 120 bin öğrenci mezun olmadan profesyonel iş hayatıyla tanışacak. "Kaybedecek tek bir gencimiz dahi yok" diyen Özvar, bu modelin mezuniyet sonrası iş arama süresini asgari düzeye indireceğini müjdeledi.
Uygulamalı eğitimde köklü dönüşüm
Mesleki eğitim politikasının, salt eğitim değil aynı zamanda sanayi, istihdam ve kalkınma politikası olduğunu belirten Özvar, uygulamalı eğitim modelinde köklü bir dönüşümü başlattıklarını kaydetti.
Özvar, “Uzun dönemli, işyeri temelli mesleki eğitim anlayışıyla ön lisans ve lisans programlarında bir ya da iki dönemi kapsayan uygulamalı eğitim modellerini devreye alıyoruz. Bu modelle hedefimiz, öğrencinin teorik bilgiyi üretim ortamında deneyimlemesi, sorumluluk alması, üretim süreçlerine dahil olması ve mezuniyet sonrasında adaptasyon süresi yaşamadan istihdama katılmasıdır. Bu yalnızca öğrenciler açısından değil aynı zamanda sektörün verimlilik artışı ve nitelikli iş gücüne erişimi açısından da kritik bir kazanımdır.” değerlendirmesinde bulundu.
Uygulamanın 3 temel amacına vurgu yapan Özvar, bunların “Mesleki eğitimin iş gücü piyasası ile uyumunu artırmak; üniversite-sektör eşleşmesini veriye dayalı biçimde güçlendirmek; bölgesel planlama ve kontenjan bakımında optimizasyonunu sağlamak.” olduğunu söyledi.
“Mezuniyet sonrası iş arama süresini azaltacak”
Sürecin üniversite-sektör ilişkisi açısından son derece önemli olduğunu vurgulan Özvar, yeni modelin gençlerin mezuniyet sonrası iş arama süresini azaltacağını, iş gücü piyasasına geçişi hızlandıracağını ve mesleki yeterlilik ile sektör beklentisi arasındaki mesafeyi daraltacağını anlattı.
Özvar, Yükseköğretim Kurulu olarak süreci büyük bir hassasiyetle takip edeceklerinin altını çizdi.
“Bizim kaybedecek bir tane bile gencimiz yok.” diyen Özvar, “Her birini kazanmak zorundayız. İşte mesleki eğitim bunun yollarından bir tanesi.” dedi.
Salondaki akademisyenlere de seslenen Özvar, şunları kaydetti:
“Mesai arkadaşlarımdan en büyük beklentilerimden bir tanesi, üniversitelerinizde bulunan meslek programlarına, meslek programlarında okuyan gençlere daha fazla sahip çıkmanız. Fakültelere gittiğiniz kadar meslek yüksekokullarının her birine de ayrı ayrı gitmek zorundasınız. Meslek yüksekokulu öğrencilerimiz rektörlerini, senatosunu, yönetim kurumunu, bütün idarecilerini tanımak durumundadır. Sahip çıkıldığını, değer verildiğini, özen gösterildiğini, mesai harcandığını, yatırım yapıldığını bütün gençlerimiz, bu okullarda okuyan gençlerimiz mutlaka görmelidir. Bu bizim açımızdan fevkalade önemli bir konudur.”
Gönderen: haber
Eğitim

